DOLAR
43,3630
EURO
51,2979
ALTIN
6.945,51
BIST
12.992,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Hafif Yağmurlu
12°C
Muğla
12°C
Hafif Yağmurlu
Pazar Hafif Yağmurlu
11°C
Pazartesi Yağmurlu
12°C
Salı Yağmurlu
8°C
Çarşamba Çok Bulutlu
12°C

Plansız ve Acele Kamulaştırma Muğla’da Masaya Yatırıldı

Plansız ve Acele Kamulaştırma Muğla’da Masaya Yatırıldı
24.01.2026 10:49 | Son Güncellenme: 24.01.2026 17:03
5
A+
A-

Muğla’da son dönemde artan plansız ve acele kamulaştırma uygulamaları, “Kamu Yararı mı, Acele Karar mı?” başlığıyla düzenlenen halk forumu ve uzmanlar buluşmasında tüm boyutlarıyla ele alındı. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte yurttaşlar, muhtarlar, hukukçular, meslek odaları ve sivil toplum temsilcileri bir araya gelerek kamulaştırma kararlarının yaşam, tarım, su kaynakları ve gelecek kuşaklar üzerindeki etkilerini tartıştı.

Forumun açılış konuşmasını yapan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, acele kamulaştırma kararlarının yalnızca bir mülkiyet meselesi olmadığını, doğrudan yaşam hakkını ilgilendirdiğini vurguladı. Alınan kararlar nedeniyle 47 bin köylünün yurdundan olma riskiyle karşı karşıya kaldığını, 200 bini aşkın insanın suya erişiminin tehlikeye girdiğini belirten Aras, neredeyse bir Bodrum nüfusunun doğrudan etkilendiğine dikkat çekti.

“Bu toprakların her karışı bizim için kıymetlidir,” diyen Aras, kararların halktan kopuk ve tek taraflı alınamayacağını belirterek şunları söyledi:

“Muğla yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle bir bütündür. Biz bu toprakları atalarımızdan tertemiz aldık, gelecek nesillere de aynı şekilde teslim etmek zorundayız. Bu bizim çocuklarımıza, torunlarımıza olan borcumuzdur. Vatan dediğimiz şey sadece sınırlar değil; yaşadığımız ekosistemin tamamıdır. Yurdu korumak, yaşamı korumaktır.”

YAZI ARASI REKLAM ALANI

Konuşmasında meselenin yalnızca enerji ya da kömür konusu olmadığını vurgulayan Aras, bunun açık bir yaşam hakkı meselesi olduğunu ifade ederek, “Sadece insanların değil, doğanın da yaşam hakkı vardır. Bugün bu sorumluluk hepimizin omzundadır. Enerji ihtiyacını elbette yok saymıyoruz ancak kırarak, tahrip ederek nereye kadar devam edilebilir? Geri dönülemez zararların önüne geçmek zorundayız,” dedi.

Muğla’nın ciddi bir kuraklık tehdidi altında olduğunu hatırlatan Aras, kuyu sularının tuzlanmaya başladığını, Mumcular ve Geyik Barajlarında ciddi su kayıpları yaşandığını belirterek, “MUSKİ bu konuyla ilgili gerekli başvuruları yaptı ve süreci başlattı. Suyumuzu, toprağımızı, tarımı korumak zorundayız. Tarım bu kentin geçmişidir, geleceğidir. Yaşamsal önceliğimiz ne, buna birlikte karar vermeliyiz,” ifadelerini kullandı.

Acele kamulaştırma kararlarının bugüne kadar çiftçi, tarım ya da dar gelirli kesimler için alınmadığına dikkat çeken Aras, “Köyleri ortadan kaldırdığınızda o insanlar nerede yaşayacak? Özelleştirme sürecinde karşı çıkanlar haklıydı. Özel sermaye ile çalışmak başka, kamu güvencesiyle çalışmak bambaşkadır. Bugün yaşadıklarımız bunun sonucudur,” diye konuştu.

Konuşmasını, forumun katılımcı ve eleştiriye açık yapısına vurgu yaparak tamamlayan Aras, “Bugün burada herkes fikrini özgürce söyleyecek. Gerekirse beni de eleştiriniz.; tek taraflı kararlar değil, birlikte üretilmiş alternatifler yaratmak zorundayız,” dedi.

Forumun halk oturumu bölümünde söz alan muhtarlar ve köylüler, özellikle Milas ve çevresinde uygulanan acele kamulaştırma kararlarının günlük yaşamlarını nasıl etkilediğini somut örneklerle anlattı. Tarım alanlarının kaybı, su kaynaklarına erişim sorunu ve yerinden edilme kaygıları öne çıkan başlıklar oldu.

Muğla Tabip Odası’ndan Dr. Naki Bulut’un moderatörlüğünde gerçekleşen halk oturumunda İkizköy Muhtarı Nejla Işık, yaşadıkları süreci, “Çok ağır bir yükün altındayız. Sesimizi duyurmaya çalıştık ancak görmezden gelindik. Bu noktaya gelineceğini biliyorduk. Şimdi bize sorulan soru şu: Susuzluğu mu, gıdasızlığı mı, yoksa evsizliği mi seçeceğiz?” sözleriyle anlattı.

Balcılar Mahalle Muhtarı Mesut Esmer, bu mücadelenin yalnızca İkizköy’ün değil herkesin meselesi olduğunu belirterek, “Bir sonraki acele kamulaştırma kararı gelecek köylerden bir tanesi de biziz. Balcılar’da maden ruhsat sahası içinde yer alıyor. Bugün İkizköy’ün yok olması demek yarın devamında onlarca köyün daha yok olması demek. Bugün bu mücadelede birlikteyiz. ,” dedi.

Gümüşlük Mahalle Muhtarı Ahmet Ilbıra ise kendi bölgeleri doğrudan etkilenmese de sessiz kalmayacaklarını vurgulayarak, “Toprağımız tehlikede değil diye susacak değiliz. İkizköy ve Akbelen bu süreci yalnız yaşamıyor,” ifadelerini kullandı.

2026 01 24 17 00 15

Muhtarların ardından söz alan yurttaşlar, arazilerini, zeytinliklerini ve yaşam alanlarını nasıl kaybettiklerini anlattı. Çamköy’den gelen Zehra Teyze’nin anlattıkları salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu. 80 yaşında olduğunu, eşinin ise 86 yaşında bulunduğunu belirten Zehra Teyze, bir gecede 50 dönüm arazisinin, zeytinliklerinin ve yarım asırlık ceviz ağaçlarının elinden alındığını söyledi.

Uzmanlar bölümünde Milas’ın iktisadi ve kalkınma açısından stratejik bir bölge olduğu vurgulanarak, acele kamulaştırmanın hukuki boyutları, su kaynakları üzerindeki etkileri ve mevcut enerji politikaları ele alındı. Konuşmacılar, bu tür yatırımların sürdürülebilir olmadığını, düşük katma değer yarattığını ve çevre ile enerji politikalarını geri dönüşü olmayan bir noktaya taşıdığını ifade etti. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmenin zorunluluğuna dikkat çekilirken, Muğla’nın bu alanda örnek bir model oluşturabileceği belirtildi.

Etkinliğin sonunda paylaşılan ortak bildirgede ise acele kamulaştırma kararlarının kamu yararı değil, açık biçimde kamu zararı doğurduğu vurgulandı. Bildirgede, bu kararların yalnızca tapuların el değiştirmesi anlamına gelmediği; su varlıklarını, üretim biçimlerini, yerel istihdamı ve gelecek kuşakların yaşam olanaklarını geri dönülmez biçimde etkilediği ifade edildi. Kuraklık riskinin derinleştiği bir dönemde bilimsel ve planlı yaklaşımdan uzak bu acelecilik eleştirilirken, yöre halkının “Maden geçici, yıkımı kalıcıdır” sözleriyle dile getirdiği kaygıların altı çizildi. “Tapu sadece bir kâğıt parçası değil; yaşam güvencesidir” denilerek, alınan kararların insanları köklerinden koparacağı uyarısı yapıldı.

 

REKLAM ALANI
Yorumlar


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.